Büşra Yılmaz

2016-06-15 19:59:55

-Parmağını, parmağıma dolamasını sevdiğim adam... Ben düşecekken beni tutmak yerine, benimle birlikte düşmeyi seçen adam... Ben yürüyemiyorken , bana uçmayı öğreten adam...
-Gidişlerini bile deliler gibi sevdiğim adam... Öyle bir bakardı ki her gidişinde, ölüme gitse, geri döneceğine dair umudunuz olurdu.
-Koşmak sadece bedensel bir olay değil, aynı zamanda ruhsal bir doyumdu sanki onun için. Gideceğimiz bir yer, varılacak bir bitiş çizgisi olsun olmasın. Hep koşmak isterdi o... Koşuşunu sevdiğim adam... O kendinden kaçmak için koşardı hep, ben ise nefesim kesilene kadar ona koşardım...
-Dedi ya, duracağın yerden emin olmadan durma, diye. Koşalım, elbet duracak yer bulunur. Evet ben buldum Dağınık Saç. Birkaç nefeslik, birkaç dakikalık ya da birkaç günlük... Benim duracağım yer onun durağıydı.
-Onu beklerken dakikalarca uyuşmuş beynim ve adım gibi yosun tutmuş kalbimle anlayamadığım duygularımı tarttım kafamda. Bu kadar kısa sürede nasıl bu hale geldim ben? Yıllarca aşık olduğumuz adamlara "aslında aşık değilmişim" dediğimiz bir dünyada ona üç-beş günde tutulmam pek de sorun olmazdı herhalde. Ya da daha büyük bir sorun muydu bu benim için? İçinden çıkamadım.
-Yalanlarına inanmayı, verdiğin tutulması güç sözlerine kanmayı bile sevecek kadar aşığım sana çünkü.
-İmkansızlıklardan yaptığı gemileri, keşke'lerimin akıntısına bırakan adam...Söz, bütün yalanlarına inanıp verdiğin tutulması güç sözlerine güveneceğim.

Ölüme Fısıldayan Adam-Büşra Yılmaz



Kapat